İzindeyiz Ata’m… Afişlerde… Yazılarda… Laflarda…

Seni saygıyla anıyoruz Ata’m… O da afişlerde… Yazılarda… Laflarda…

Nasıl mı anıyoruz? Hiç sorma! Onlarca bayramımız var, hepsinde tatil var, programlar yapılıyor…

10 Kasım’larda sana saygı duruşu yapılıyor… 1 dakika. Sadece 1. dakika. Onu bile herkes yapmıyor…

Çok yoğun yaşıyoruz Ata’m… kusurumuza bakma… İş – güç telaşı… Kimimiz şirkette toplantıda oluyor… Kimimiz yorgunluktan uykuda…

Ben yoldaydım… Vatan Caddesi’nde… Sirenler farklı zamanlarda çaldı radyoda ve dışarıda… Bir dakikadan fazla sürdü… İyi de oldu…

Radyoda sirenler çalmaya başladı… Baktım yolda kimsede tık yok… Yol ortasında dururum diye hayal ediyordum 15 dakika öncesine kadar… Herkes yoluna devam ediyordu… Kenara çektim…
İndim… Bir süre sonra sirenler çalmaya başladı… “Tamam!” dedim… Şimdi duracaklar… Durmadılar…

Kusurumuza bakma Ata’m… Seni “saygıyla” anıyoruz… Ama sana 1 dakika “saygı” duruşu yapmaya vaktimiz yok… İşimiz – gücümüz var… Yetişmemiz gereken yerler var… Neme lazım… Geç falan kalırız…

Sonra bindim arabaya… Yola devam ettim… Her yerde afişlerde anıyorduk seni… “Saygı”yla…

Tüm gün olmasın, yarım güne de razıyım… Seni anmak için, sana gerçek “saygı” duruşu yapmak için, yarım gün program da yapsak olur okullarda…

Üniversiteye gittim sonra… 9:15’de derse girdim… Ders yaptık… Seni konuşmadık… Ben açmadan konuyu… Kimsenin gündemi bu değildi…

“Kurumsal Sosyal Sorumluluk” konusuna ekledim seni… “Sosyal Sorumluluk” gereği seni anmak için bir şeyler yapmalı dedim üniversiteler…

Üniversiteliler ise o kadar özgür ki… Törenlere çalışanlar katılıyor sadece… O da zaten 1 dakika… Seni yılda bir kez bir dakika saygı duruşuyla anıyoruz…

Herkes Atatürkçü… Herkes senin hayatını o kadar iyi biliyor ki… 70 yıl sonra öğrendiklerimiz ülkeyi ikiye böldü…

Hakkında o kadar çok belgesel yapıldı ki, bunu da normal karşıladık… Her şeyi biliyorduk seninle ilgili…

O kadar “Atatükçü”yüz ki, sokakta kime sorsan, hangi gence sorsan, senin Nutuk’tan birkaç cümle söyler ezbere…

Senin değerlerini kullanıyoruz… Senin partin varmış… Onu sahiplenenler var… Bir tek onlar Atatürkçü…
Senin yaptıklarını senin döneminin şartlarına göre değerlendiremiyoruz ama olsun… Biz yine de izindeyiz…

21. yüzyıla bir gelsen diyorum… Ya da birilerine ruhunu versen… Ya da mümkünse çoktan vermiş olsan da, birkaç sene içinde 30’lu – 40’lı yaşlarına gelip kurtarmaya başlasa ülkeyi…

Yeniden tarih yazacak bir sen daha lazım bize… Halkı peşinden sürükleyecek, ama kendi amaçları için değil, bu ülkenin hayrı için…

İnanacak… Güvenecek bu millete… Bölmeden, toparlayarak… Herkesin desteğini alacak… Birbirine karşı değil, dışarıya karşı… “Biz” ve “siz”, “diğerleri”, “karşı taraf”, bu ülkeden olmayacak…

Biri lazım Ata’m… Gönder… miş ol ya da… Kurtarsın bizi… Bu “ben”cillikten… İç kavgalardan… Karanlık geleceğimizden…

Umut pompalasın bize… “Biz” kavramını aşılasın… Birlik olmayı öğretsin…

NUR ERDEM ÖZEREN
15.11.2008